5 yıldızlı Miami yolculuğumuzun son günüydü.Bayi teşkilatı olarak gittiğimiz bu gezide otelin animatörü bizi yörenin geleneklerini göstermek üzere sahilde bir tura ikna etti. Animatörün söylediğine göre yöre hatıra fotoğraflarıyla meşhurmuş.O dönemlerde ülkemizde toplu bir fotoğraf çektirmeden bayi toplantısının bittiği olmazdı.Bu mutlu tesadüfe için için sevinmekteydim.Nihayet geldiğim bu turistik beldeden elimde kanıtlarla dönebilecektim.Miami yolculuğu için aralarına karıştığım urfa kebap bayilerinden hiçbiri benim onlardan olmadığımı anlamamıştı ama bu uğurda otel odamdan hiç çıkmamak gibi önemli bir taviz vermiştim ve artık bu yolculuğa neden çıktığımı bilemez haldeydim.Turisttim ama Japon olmadığım için bir fotoğraf makinesinden yoksundum en kötüsü vejeteryan biri olarak kebapçılarla bir otele tıkılmıştım.Hani sahildeki bikinili Miami kızları hani esmer çekiciliğim hani benzinlikte çalışan amcamı görme umutlarım ( Bu amcamla fotoğraf sonrası görüşme fırsatı bulduğumda da kendisinden beni yanına aldırmasını istemiş fakat olumsuz yanıt aldığım için kendisiyle ilişkimi inkar etme safhasına kadar gelmiştim ). Evet evet hepsi gerçeğe dönebilirdi basit bir fotoğrafla animatörümüzden bize bu iş için uygun bir fotoğrafçıyı nereden bulabileceğimizi parası neyse pazarlıkla yarısına düşürüp ödeyebileceğimizi söyledik. En akıllı turist kafilesi bizdik elbette ve üstelik şanımıza yakışan artistik bir resim çekilmek istediğimizi de görüyor olmalıydı. Animatör bu iş için biçilmiş bir kaftana akla ve en önemlisi fotoğraf makinesine sahip birini bulabileceğini belirtti.Şanımıza yakışan artistik pozu yakalasa yakalasa o yakalardı ve bizde kendisine nerden baksan 16-17 dolar para verebilirdik. Animatör paramızı aldıktan sonra sahile inmemizi yarım saate kalmaz otelin yakınında fotoğraf stüdyosu olan fotoğrafçıyı getireceğini söyledi ve gitti. . Çevrede soğanlı ve rüzgarlı bir hava vardı ve animatörün bizi kandırdığını düşünmeye başlamıştım.Animatör tombulcana patates burunlu bir adamla döndüğünde bu işin gerçekleşebileceğini ve amcamın yanına giderken bu fotoğraftakilerin iş arkadaşlarım olduğunu söyleyip amcamın kafasındaki işeyaramazadam imajımı yıkabileceğime bir an olsun inanmıştım.Bu patates burunlu tombul adının Spencer Tunick olduğunu aklında süper bir fikri olduğunu ama önce barda biraz içmemizin adetten sayılacağını söyledi (yedik) gittik barda bayılana kadar içtik (bayıldık mı hayır,naptık) kıvamınız oldu haydi bir koşu denize atlayalım serinleriz dedi (naptık aklımızdan bisoru geçti de sorduk mu hayır bunu da yedik) koştuk plaja durun kıyafetlerle denize mi girilir nerden geldiniz dedi (naptık dövdük mü kültürümüzü hor gördü diye hayır naptık) soyunduk atladık denize (götümüz dondu kış soğuğunda durduk mu hayır) çıktık emniyetten iki memur bizi sahilde bekliyor ortalık yerde dal taş.. denize girmekten gözaltına alındık.Gözaltı öncesi bu Spencer tombulu iki kare de resmimizi olay yeri inceleme ekibiyim diye çekti mi çekti.İşte bu fotoğraf alkolü nerde bırakmak gerektiğinin ibretlik eseridir yıllardır saklarım.
Spencer Tunick
5 yıldızlı Miami yolculuğumuzun son günüydü.Bayi teşkilatı olarak gittiğimiz bu gezide otelin animatörü bizi yörenin geleneklerini göstermek üzere sahilde bir tura ikna etti. Animatörün söylediğine göre yöre hatıra fotoğraflarıyla meşhurmuş.O dönemlerde ülkemizde toplu bir fotoğraf çektirmeden bayi toplantısının bittiği olmazdı.Bu mutlu tesadüfe için için sevinmekteydim.Nihayet geldiğim bu turistik beldeden elimde kanıtlarla dönebilecektim.Miami yolculuğu için aralarına karıştığım urfa kebap bayilerinden hiçbiri benim onlardan olmadığımı anlamamıştı ama bu uğurda otel odamdan hiç çıkmamak gibi önemli bir taviz vermiştim ve artık bu yolculuğa neden çıktığımı bilemez haldeydim.Turisttim ama Japon olmadığım için bir fotoğraf makinesinden yoksundum en kötüsü vejeteryan biri olarak kebapçılarla bir otele tıkılmıştım.Hani sahildeki bikinili Miami kızları hani esmer çekiciliğim hani benzinlikte çalışan amcamı görme umutlarım ( Bu amcamla fotoğraf sonrası görüşme fırsatı bulduğumda da kendisinden beni yanına aldırmasını istemiş fakat olumsuz yanıt aldığım için kendisiyle ilişkimi inkar etme safhasına kadar gelmiştim ). Evet evet hepsi gerçeğe dönebilirdi basit bir fotoğrafla animatörümüzden bize bu iş için uygun bir fotoğrafçıyı nereden bulabileceğimizi parası neyse pazarlıkla yarısına düşürüp ödeyebileceğimizi söyledik. En akıllı turist kafilesi bizdik elbette ve üstelik şanımıza yakışan artistik bir resim çekilmek istediğimizi de görüyor olmalıydı. Animatör bu iş için biçilmiş bir kaftana akla ve en önemlisi fotoğraf makinesine sahip birini bulabileceğini belirtti.Şanımıza yakışan artistik pozu yakalasa yakalasa o yakalardı ve bizde kendisine nerden baksan 16-17 dolar para verebilirdik. Animatör paramızı aldıktan sonra sahile inmemizi yarım saate kalmaz otelin yakınında fotoğraf stüdyosu olan fotoğrafçıyı getireceğini söyledi ve gitti. . Çevrede soğanlı ve rüzgarlı bir hava vardı ve animatörün bizi kandırdığını düşünmeye başlamıştım.Animatör tombulcana patates burunlu bir adamla döndüğünde bu işin gerçekleşebileceğini ve amcamın yanına giderken bu fotoğraftakilerin iş arkadaşlarım olduğunu söyleyip amcamın kafasındaki işeyaramazadam imajımı yıkabileceğime bir an olsun inanmıştım.Bu patates burunlu tombul adının Spencer Tunick olduğunu aklında süper bir fikri olduğunu ama önce barda biraz içmemizin adetten sayılacağını söyledi (yedik) gittik barda bayılana kadar içtik (bayıldık mı hayır,naptık) kıvamınız oldu haydi bir koşu denize atlayalım serinleriz dedi (naptık aklımızdan bisoru geçti de sorduk mu hayır bunu da yedik) koştuk plaja durun kıyafetlerle denize mi girilir nerden geldiniz dedi (naptık dövdük mü kültürümüzü hor gördü diye hayır naptık) soyunduk atladık denize (götümüz dondu kış soğuğunda durduk mu hayır) çıktık emniyetten iki memur bizi sahilde bekliyor ortalık yerde dal taş.. denize girmekten gözaltına alındık.Gözaltı öncesi bu Spencer tombulu iki kare de resmimizi olay yeri inceleme ekibiyim diye çekti mi çekti.İşte bu fotoğraf alkolü nerde bırakmak gerektiğinin ibretlik eseridir yıllardır saklarım.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder